Bir lokma Bir Hırka Hikayesi
Fakirlik Gerçekten İmtihan mı, Yoksa Fakire Yazılmış Bir Uyuşturucu Mu?
Malum ya…🥖 “Bir Lokma Bir Hırka” Sözü Kime Söyleniyor?
🏛 Fakirlik Gerçekten İmtihan mı?
Yıllardır bize anlatılan bir hikâye var: “Fakirlik bir imtihandır.”
🪙 Fakirlik mi İmtihan, Yoksa Sabır Dayatma Mı?
Bakın…Gerçek şu:
Fakirlik bazen kader değil, sistemdir.
Bazen bir toplumun cebine konmuş görünmez bir kilittir.
Anahtar ise hep aynı yerde durur: güçte.
Ama fakire söylenen söz değişmez, “Sabret kardeşim…”
Sabır, fakir için erdem; zengin için stratejidir.
🎭 Mütevazılık Maskesi
İşler kötüye gitmeye başlayınca ilginç bir şey olur; bazıları birden mütevazı kesilir.🔥 Peki Gerçek İmtihan Nedir?
Belki mesele fakirlik değil.👑 Saraydan 'Bir Lokma' Fermanı
Bir lokma, bir hırka.
Dilimizdeki o paslı kanca.
Hani, ne zaman midemiz guruldasa,
Ne zaman cüzdanımız yansa,
Hemen ruhumuza takılan o manevi kilit.
Bir lokma bir hırka.
Onların, gömlekleri ipekten, sofraları altından,
Bize seslenir: "Kardeşim, kanaat et!"
Kanaat, lüks yatağının en yumuşak yorganıdır.
Altındaki zırhlı Mercedes'in, Yakıtıdır.
Bizim hırkamız,
Deli gömleği gibi kaşındırır sırtımızı,
Hareketimizi kısıtlar.
Çok şükür, giyecek bir şeyimiz vardır.
Soğukta titrerken, hırkanın adı İmtihandır.
Onların hırkası,
Yedi kat ithal Kaşmir,
Gizli ısıtma sistemli bir Padişah Paltosu.
Onların titremesi,
Sadece borsa düşerken ki strestendir.
Ve o stresi yatıştırmak için
Bir saray daha inşa edilmektedir.
Lokmamız, bayat ekmeğin kenarı,
Ekşi peynir, acı bir şükür Tabletidir.
Yeriz, yutkunur, gözümüzü kaparız.
Çünkü açım demek, 'nankörlük' demektir.
Onların lokması,
İthal somon, ıstakoz, trüf mantarı.
Gümüş tepsilerde sunulan
Helalinden Kazanılmış Lütuf.
Onlar yutkunmazlar.
Sadece,
Siyasetçinin elinde bir kumanda,
Üzerinde kocaman, neon bir düğme: "ŞÜKÜR!"
Ne zaman ki halk, "Bu hayat pahalılığı ne?" diye sorsa,
Tık! Basarlar o düğmeye.
Ve kalabalıklar arasında yankılanır bir fısıltı:
Sus! Daha kötü olabilirdi...
Bak, en azından nefes alıyorsun.
Henüz havayı parayla satın almıyorsun.
Bizim payımıza düşen.
Onların payına düşen,
O manevi huzuru korumanın karşılığındaki.
Tüm maddi kaynaklar.
Bu, bir erdem değil, canım.
Bu, yoksulu uyutan,
Maneviyat kılıfına sarılmış,
İğrenç bir kapitalizm destanı..
Bakın kardeşlerim, bu memlekette her şeyin fiyatı arttı ama "sabır" hala bedava. Ekmek olmuş dünya para, elektrik faturası çarpıyor, hayat pahalılığı gırtlağımıza çökmüş...
Ama ne hikmetse, yukarılardan bir ses hep aynı nakaratı okuyor: "Bir lokma bir hırka." Ya hu, bu söz dervişin gönül makamıdır, siyasetin seçim vaadi değil! Fakirliği 'kutsal bir imtihan' gibi pazarlayıp, milletin sofrasındaki zeytine göz dikenler; kendi çocuklarını saraylarda, lüks ciplerde 'imtihan' ediyorlar.
Bu "şükür" edebiyatı, aç karnına içilen bir morfin gibidir; ağrıyı dindirmez, sadece seni uyutur ki onlar malı götürürken horultun duyulmasın!
Sokağın "Aç Karnına" Soruları
Fakirlik gerçekten bir tercih mi?
Kimse fakirliği seçmez, fakirlik bir sistem hatasıdır. Ama o hatayı 'erdem' gibi pazarlayanlar çoktur.
Neden sadece fakire sabır tavsiye edilir?
Çünkü zenginin sabretmeye ihtiyacı yoktur. Sabır, hakkını aramasın diye fakire verilen bir teselli ikramiyesidir.
"Bir lokma bir hırka" felsefesi bugün geçerli mi?
Bugünün dünyasında o bir lokmayı bile kredi kartıyla taksitle alıyorsan, bu felsefe değil köleliktir.
Şükür toplumu nasıl etkiler?
Gerçek şükür insanı huzura kavuşturur; ama 'yalan şükür' toplumu pasifize eder, hesap sormayı unutturur.
Bu düzen nasıl değişir?
Millet "bir lokma" ile doymayacağını, "bir hırka" ile ısınmayacağını anladığı gün her şey değişmeye başlar.



Yorum Gönder